
Paris'in havası, konserve kutusunda satılan gerçek bir turistik hediyelik eşya.
Bir zamanlar tatilden dönerken sevdiklerimize magnet, anahtarlık veya kartpostal getirirdik. Sonra birileri işi biraz ileri götürdü: Şehirlerin havasını konserve kutularına doldurup satmaya başladı! Belki de yakın gelecekte tek yapmanız gereken pencerenizi açmak olacak; İstanbul'un deniz kokusunu, Paris'in sokaklarını ya da yaşadığınız şehrin havasını kilometrelerce uzaktaki sevdiklerinize bir mesajla gönderebileceksiniz.
Paris'in, Prag'ın, hatta İtalya'daki Como Gölü'nün havası bugün turistik hediyelik eşya olarak pazarlanıyor. Elbette burada satın alınan şeyin büyük bölümü, şehrin kendisinden çok onun hatırası.
Peki ya bir gün o şehrin kokusunu gerçekten internetten gönderebilseydik?
Bilim insanları şimdi tam da bunun üzerinde çalışıyor. Ohio State Üniversitesi ve Zhejiang Laboratory araştırmacılarının geliştirdiği Scentronic adlı sistem, belirli kokuları elektronik sinyallere dönüştürerek internet üzerinden başka bir cihaza iletebiliyor.
Alıcı cihaz, önceden hazırlanmış esansları kullanarak kokuyu yeniden oluşturuyor. İlk deneylerde kahve, portakal, çikolatalı kek, bira ve kırmızı şarap gibi kokular kullanıldı.
Teknoloji henüz deneysel aşamada ve her kokuyu iletemiyor. Ancak gelecekte bir arkadaşınıza tatil fotoğrafı gönderirken kahvenizin kokusunu da paylaşmanız mümkün olabilir.
Dün şehrin havasını kutuya koyuyorduk. Yarın belki kokusunu mesajla göndereceğiz!
Önce seslerimizi , ardından görüntülerimizi dünyanın öbür ucuna ulaştırdık. Şimdi ise üçüncü duyumuz olan koku alma deneyimini dijital ortamda paylaşmanın kapısı aralanıyor. Peki, beş duyumuzdan üçünü sanal dünyaya taşıma yolunda ilerlerken geriye kalan dokunma ve tat alma duyularımızı da paylaşabilmemize ne kadar kaldı?
Ohio State Üniversitesi araştırma duyurusu


